Basında Hakkımızda
Star Gazetesi
Star Gazetesi sayfasını ziyaret için lütfen tıklayınız.
KÜNYE:
Mekan: Gilan Cafe&Restaurant
Nerede: Acıbadem Mah. Umut Sokak 3/D Acıbadem, İstanbul
TELEFON: (0216) 325 66 15
Ne yenir: İran’ın ev yemekleri
FİYATLAR: 3.50-30 lira arasında.
İRAN’DA bir restorana gittiğinizde mönüdeki yemekler hep aynı: Kebap çeşitleri. Özellikle özel marine edilmiş etle yapılan chelow kebabı çok meşhur. Ancak İran mutfağı kebaptan ibaret değil. Sebze de çok önemli. Lepe bezelyesi, patlıcan, domates, fasulye, bakla, ıspanak en çok kullanılanlardan. Fakat bunlar genelde ev yemeklerinde tercih ediliyor.
İran’da bulamayabilirsiniz ama İran’ın ev yemeklerini İstanbul’da tatmak mümkün. Hem de bir Türk kadını vasıtasıyla. 63 yaşındaki Fehimhan Nayebi, 30 yılı aşkın bir süre İran’da bulundu. Çünkü eşi İranlıydı. İran’da Hazar sahilinde Gilan adlı bölgede yaşayan Nayebi, orada küçük bir butik işletiyordu. Eşini kaybedince üç yıl önce Türkiye’ye dönen Nayebi, geçen mayıs ayında Gilan Cafe&Restaurant’ı açtı. Yemekleri ‘anne eli değmiş’ gibi.
Sandalyeleri kırmızı minderli, masa örtüsü yine kırmızı kareli örtülerle kaplı bu şirin restoranın mönüsünde İran usülü tavuk şiş jueh kebap, dana kıymayla yapılan tava kebap da var ama asıl tadılması gereken yöresel yemekler. Nayebi, İran yemeklerinin hazırlanması ve pişirilmesinin uzun zaman istediğini söylüyor: “Örneğin fesenjan adlı yemeği hazırlamak bir hayli zahmetli. Cevizi iyice eziyorsunuz, kendi yağını bırakana kadar pişiriyorsunuz. Sonra içine tavuk ve nar salçası ilave edip bir süre daha pişiriyorsunuz. Malzemelerin birbirini iyice özümsemesi lazım.”
PÜF NOKTASI:
Acı yok, ekmek de yok
İran mutfağında acı hiç kullanılmıyor.
Pilav çok önemli, çünkü her yemeğin yanında yenilen pilavın iyi haşlanması ve tane tane olması şart.
Baharat olarak safran, zerdeçal, tarçın gibi baharatlar çok kullanılıyor.
Yeşil limon, erik gibi kuru meyveler özellikle et yemeklerinde tercih ediliyor.
Salça kullanılmıyor.
Ayran gazlı suyla yapılıyor.
Pilavı makarna gibi haşlıyoruz
İran mutfağında yeşillik çok kullanılıyor, et, ceviz ve pirinç de diğer kullanılan malzemelerden. Ekmek çok yenmiyor, her yemeğin yanında pilav tercih ediliyor. Pilav dediysek Türk pilavı gibi değil. Nayebi “Pirinci tıpkı makarna gibi haşlayıp süzüyoruz. Sonra demlendiriyoruz, içine değişik malzemeler koyarak çeşitlendirebiliyorsunuz. Örneğin mercimek, fasulye ya da sebze. Pirincin nişastası haşlandığında gidiyor, ayrıca yağ kullanmayabiliyorsunuz” diyor. Gilan’da sipariş verdiğiniz hemen her yemeğin yanında pirinci İran’dan getirilerek hazırlanan pilav mevcut. Özellikle safran ve zereshk adı verilen kırmızı ve tadı mayhoş meyveyle servis ediliyor. Zereshk gibi yemeklerde kullanılan lepe bezelyesi, nar salçası, kişniş, kuru limon, taze çemen, safran, frenk üzümü gibi malzemeler de İran’dan getiriliyor.
Tavuk ve balık dolması da var
Gilan’a genelde İranlılar geliyor. Nayabi, Türklerin de İran tatlarını sevdiğini söylüyor: “Türkler arasında yemeği beğenmeyenlerin sayısı çok değil. İranlılar ise benim Türk olduğumu duyunca pek çok İranlıdan bile bu yemekleri iyi hazırladığımı söylüyor.”
Restoranda tavuk ve balık dolması da var. Balık olarak levrek cevizle dolduruluyor, içine sarımsak yaprağı, kişniş ve nar ekşisi de konuluyor. Tavuk dolmasında ise tavuğun içi yine aynı malzemeler kullanılarak hazırlanıyor. Tatlı olarak ise safran, badem ve pirinçle yapılan zerde, pirinç unu ve zerdeçalla yapılan krep khagineh’i tercih edebilirsiniz.
Sadece ayran aşı içseniz bile yeter
İRAN restoranına gidip ashe doogh yani ayran aşı çorbası içmeden dönülmez. Türkiye’de buğdayla yapılan çorbanın İran versiyonunda pirinç başrolde. Ayran, pirinç, nohut, fasulye, ıspanak, maydonoz, pazı, kişniş ve naneyle hazırlanan çorba hem vitaminli hem sağlıklı.
Khoresht Gheymeh, çok basit ama lezzetli bir yemek. Kıyma, domates, soğan, patates ve lepe bezelyesiyle hazırlanıyor. İran pilavı ve patates kızartmasıyla servis edilen yemek hafif ve yanındaki pilavıyla da doyurucu.
Fesenjan, tavukla yapılan bir yemek. İçinde ince dövülmüş ceviz (yemeğin yağı da bu cevizden sağlanıyor, ekstra yağ kullanılmıyor) ve nar salçası var. Biz restoranda tavuk yerine köfteli olanını tattık. Et, uzun saatler pişirildiği için sosuyla iyice bütünleşmiş. Cevizin ağırlığını ise hiç hissetmiyorsunuz.
Mirza ghassemi ise vejetaryen yemeği. Közlenmiş patlıcan, domates, sarımsakla yapılıyor. Dilerseniz içine yumurta da kırdırabilirsiniz. Kıvamı çok iyi, basit bir patlıcan yemeği gibi değil.
Artısı
İran’daki restoranlarda sadece kebap bulunurken Gilan’da hem kebap hem İran’ın sulu ev yemeklerini yiyebilirsiniz.
Eksisi
Restoran biraz küçük, dolasıyısıyla masa sayısı da az. Kalabalık bir grup gidecekseniz önceden rezervasyon yaptırmanız şart.
Haber Türk Gazetesi
03.03.2011 Sayın İsmail Bölükbaş yazısı
Açık Radyo
Açık Radyo da sayın M. Bülent Kılıç tarafından hazırlanan ve sunulan Fizan Ekspresi “Farsi Dünyanın Müziği” programında Gilan Cafe & Restaurant konu edildi. İki haftada bir Cumartesi günleri 14:00 – 15:00 saatleri arasında yayınlan değerli programı dinlemenizi tavsiye eder benzer kalitede yayınların çoğalmasını dilemekteyiz. Fizan Ekspresi web sitesi
Time Out Istanbul
Gilan Cafe & Restaurant Time Out Istanbul’ un Şubat sayısına konu oldu.

Posta Gazetesi
30 Ocak 2011 Pazar günü Posta Gazetesi sayın Artun Ünsal kaleminden Gilan Cafe & Restaurant
Sabah Gazetesi
Sabah Gazetesi – İran mutfağının baş yapıtı: Pilav * DENİZ ERBİL * 18.12.2010 Acıbadem’de açılan Gilan adlı küçük İran lokantasının mönüsünde baş yemek safranlı, frenküzümlü pilav… İçki servisi olmayan lokantada, Anadolu’da ayran aşı olarak bilinen ‘ash-e doogh’ çorbası da çok lezzetli Bir büyük kentin dünya metropolü olup olmadığının göstergelerinden biri de o kentteki etnik restoranların sayısıdır. Eğer böyle bir şehirde Macar restoranının yanı sıra Kore lokantasını, İrlanda pub’ıyla Brezilya kebapçısını bulabiliyor, Vietnam, Hint, Lübnan mutfaklarının etnik yemekleri arasından rahatça seçim yapabiliyorsanız, buranın gerçek bir metropol olduğuna karar verebilirsiniz. Yıllar önce New York’ta yan yana sıralanmış Hint lokantalarının yer aldığı bir caddeye götürülmüştüm. Bu kadar lokantayı bir arada Yeni Delhi’de bile görmediğimi söyleyebilirim. Gelelim bizim İstanbulumuza… Değil Vietnam, Afgan gibi egzotik mutfaklar, komşularımızın yemeklerinin doğru dürüst servis edildiği restoranların sayısı bile parmakla gösterilecek kadar az. İtalyan, Çin, Tayland ve bir ölçüde Meksika lokantaları dışındaki etnik restoranlar, genelde ayakta kalmakta zorlanıyor. Bir bakıyorsunuz, siz daha yemek yemeğe fırsat bulamadan kapanmış gitmiş. Son zamanlarda İstanbul’daki etnik mutfakların temsilcileri yeniden birer ikişer ortaya çıkmaya başladı. Bu arada Kadıköy yakasında, Acıbadem’de Gilan adlı küçük bir İran lokantasının da altı aydır hizmet verdiğini duydum. İran yemeklerine özel sempatim vardır. Yurtdışında öğrenci olarak kaldığım dönemde, İranlı bir arkadaşımla evi paylaşmıştık. Yaptığı İran yemeklerinin tadı hâlâ damağımdadır. Geçen hafta benimle gelecek bir arkadaş bulamadım ve tek başıma Gilan’ın yolunu tuttum. Aslında tek başına restoran ziyaretlerini sevmem. Tek kişi tadabileceğim yemek sayısı sınırlı olduğu için, burası hakkında hüküm vermekte zorlanırım. Ancak Gilan izlenim edinmekte zorlanılacak bir mekân değil. Çünkü yemek listesi fazla kalabalık değil. Önce adından başlayalım; Gilan, İran’ın Hazar Denizi bölgesindeki bir eyaletin adı. Restoranın sahibi Fehiman Hanım, Şah döneminde İran’a gidip evlenmiş. 30 yıl sonra da Türkiye’ye dönmüş. Gerek İran yemeklerini, gerekse Gilan yöresinin yemeklerini iyi biliyor.
ŞİŞ KÖFTE YA DA KEBAP
Aslında buraya restoran demek zor. Çünkü içeride dört ya da beş masa var. Sigara içenlere kolaylık olsun diye bahçe kısmının kapatmaya izin verilmesi, masa sayısını ikiye katlamış. Yine de büyük bir yer değil. Mönüye göz attığınızda İran mutfağında, kendilerine göre bizimkinden farklı biçimde pişirdikleri pilavın baş yemek olduğunu hemen fark ediyorsunuz. Ana yemeklerde ‘chelo’ ya da ‘polo’ sözcükleri geçiyor. Chelo, şiş köfte ya da şiş kebapla, polo ise tavukla servis edilen pirince verilen isimler. İran usulü pilav süzme. Haşlandıktan sonra süzülüp ağzı kapalı kısık ateşte uzun süre demleniyor ve pişerken yağ katılmıyor. Piştikten sonra servis edilirken tabağa önce beyaz pilav konuyor, onun üstüne safranla renklendirilmiş farklı bir pilavdan ince bir tabaka serpiştiriliyor, hepsinin üzerine de ‘zereshk’ denen kırmızı frenküzümü serpiliyor. Zereshk, İran’da yaygın bir pilav süsü. Rengi bordoya yakın kırmızı. İranlıların en sevdiği rengin ‘zereshk rengi’ olduğu söyleniyor. Tadı hafif mayhoşumsu; pilava gerçekten hem güzel bir görünüş, hem de hoş bir lezzet katıyor. Sofraya oturunca restoranın sahibesi önce bir küçük tabakta acı olmayan biber salçası ve cevizle hazırlanmış bir tür iştah açıcı ikram etti. Ardından ufak köfteler, nohut, fasulye, ıspanak, maydanoz, pazı, kişniş, nane, pirinç ve yoğurtla yapılan ‘ash-e doogh’, Türkçesi ayran aşı ısmarladım. Bütün bu malzemelerle gayet lezzetli bir ayran aşı geldi önüme. Benim Anadolu’nun çeşitli yerlerinde tattığım aynı isimli çorbaya göre malzemesi daha zengindi. Üstüne chelo kebab söyledim. Şık bir şişe takılı terbiyeli şiş köfte, bir ikinci şişe takılı ortadan kesilip ızgarada pişirilmiş domates ile yanında üzerinde zereshk ve safranlı pilav serpilmiş bol beyaz İran pilavı servis edildi. Ayrıca bir porsiyonluk paket tereyağ da kuru pilavı lezzetlendirmek için getirildi. Sıcak pilava tereyağını katıp iyice karıştırdığımda, çiğden konmuş yağın lezzeti pilavı daha da yüceltti.
GİLAN BÖLGESİNİN YEREL YEMEKLERİ DE VAR
Bir yandan da listeyi inceledim. Ghormeh sabzi, khoresht gheymey, baqla polo, gibi İran spesiyalitelerinin kiminin kıymalı, kiminin baklalı, kiminin sebzeli olduğunu kestirdim. Ayrıca ash-e doogh, torsh tere, kookoo, abguşt, mirza ghassemi gibi Gilan bölgesi yerel yemeklerinin de bulunduğunu gördüm. Yemeğin üstüne bir de zerde getirttim. Yıllardır doğru dürüst yapılmış zerdeyle karşılaşmıyorum. Buradaki, safran dengesi, rendelenmiş bademi, üzerine serpilmiş kuşüzümü ve ceviziyle başarılı bir zerdeydi. İçki servisi olmayan bu mütevazı İran ev yemekleri lokantasında 26 TL hesap ödeyip kalktım. Yolda, gastronomimizin lüks restoranlarla değil, Gilan gibi, işini titizlikle yapan eli lezzetli hanımların açtığı küçük, mütevazı lokantalarla gelişebileceğini düşündüm. O zaman insanlar kendi semtlerindeki bu tür uygun fiyatlı lokantalara daha fazla gidecek, dışarıda yemek yeme alışkanlığı artabilecek. Ben Gilan’dan memnun ayrıldım.
Beğendiklerim: İran mutfağı hakkında doğru bir fikir edinilebilecek mütevazı, ama başarılı bir restoran. Yemekler lezzetli ve özenli. Fiyatlar da gayet uygun.
Beğenmediklerim: Restoran çok küçük ve masa sayısı az. Şık restoranlara, zengin seçenekli mönülere alışanlar, bu küçük mekânı yadırgayabilirler. İçki servisi de yok. Mutfak **** Servis **** Ambians ***
Gilan Cafe & Restaurant Umut Sokak 3/D, Acıbadem/Kadıköy-İstanbul Tel: (0216) 325 66 15
Kadıköy Gazetesi
Açık Radyo
Açık Radyo da sayın M. Bülent Kılıç tarafından hazırlanan ve sunulan Fizan Ekspresi “Farsi Dünyanın Müziği” programında Gilan Cafe & Restaurant konu edildi.
İki haftada bir Cumartesi günleri 14:00 – 15:00 saatleri arasında yayınlan değerli programı dinlemenizi tavsiye eder benzer kalitede yayınların çoğalmasını dilemekteyiz.
Time Out Istanbul

Gilan Cafe & Restaurant Time Out Istanbul’ un Şubat sayısına konu oldu.
Posta Gazetesi

30 Ocak 2011 Pazar günü Posta Gazetesi sayın Artun Ünsal kaleminden Gilan Cafe & Restaurant
Sabah Gazetesi
Sabah Gazetesi – İran mutfağının baş yapıtı: Pilav
* DENİZ ERBİL
* 18.12.2010
Acıbadem’de açılan Gilan adlı küçük İran lokantasının mönüsünde baş yemek safranlı, frenküzümlü pilav… İçki servisi olmayan lokantada, Anadolu’da ayran aşı olarak bilinen ‘ash-e doogh’ çorbası da çok lezzetli
Bir büyük kentin dünya metropolü olup olmadığının göstergelerinden biri de o kentteki etnik restoranların sayısıdır. Eğer böyle bir şehirde Macar restoranının yanı sıra Kore lokantasını, İrlanda pub’ıyla Brezilya kebapçısını bulabiliyor, Vietnam, Hint, Lübnan mutfaklarının etnik yemekleri arasından rahatça seçim yapabiliyorsanız, buranın gerçek bir metropol olduğuna karar verebilirsiniz. Yıllar önce New York’ta yan yana sıralanmış Hint lokantalarının yer aldığı bir caddeye götürülmüştüm. Bu kadar lokantayı bir arada Yeni Delhi’de bile görmediğimi söyleyebilirim. Gelelim bizim İstanbulumuza… Değil Vietnam, Afgan gibi egzotik mutfaklar, komşularımızın yemeklerinin doğru dürüst servis edildiği restoranların sayısı bile parmakla gösterilecek kadar az. İtalyan, Çin, Tayland ve bir ölçüde Meksika lokantaları dışındaki etnik restoranlar, genelde ayakta kalmakta zorlanıyor. Bir bakıyorsunuz, siz daha yemek yemeğe fırsat bulamadan kapanmış gitmiş. Son zamanlarda İstanbul’daki etnik mutfakların temsilcileri yeniden birer ikişer ortaya çıkmaya başladı. Bu arada Kadıköy yakasında, Acıbadem’de Gilan adlı küçük bir İran lokantasının da altı aydır hizmet verdiğini duydum. İran yemeklerine özel sempatim vardır. Yurtdışında öğrenci olarak kaldığım dönemde, İranlı bir arkadaşımla evi paylaşmıştık. Yaptığı İran yemeklerinin tadı hâlâ damağımdadır. Geçen hafta benimle gelecek bir arkadaş bulamadım ve tek başıma Gilan’ın yolunu tuttum. Aslında tek başına restoran ziyaretlerini sevmem. Tek kişi tadabileceğim yemek sayısı sınırlı olduğu için, burası hakkında hüküm vermekte zorlanırım. Ancak Gilan izlenim edinmekte zorlanılacak bir mekân değil. Çünkü yemek listesi fazla kalabalık değil. Önce adından başlayalım; Gilan, İran’ın Hazar Denizi bölgesindeki bir eyaletin adı. Restoranın sahibi Fehiman Hanım, Şah döneminde İran’a gidip evlenmiş. 30 yıl sonra da Türkiye’ye dönmüş. Gerek İran yemeklerini, gerekse Gilan yöresinin yemeklerini iyi biliyor.
ŞİŞ KÖFTE YA DA KEBAP
Aslında buraya restoran demek zor. Çünkü içeride dört ya da beş masa var. Sigara içenlere kolaylık olsun diye bahçe kısmının kapatmaya izin verilmesi, masa sayısını ikiye katlamış. Yine de büyük bir yer değil. Mönüye göz attığınızda İran mutfağında, kendilerine göre bizimkinden farklı biçimde pişirdikleri pilavın baş yemek olduğunu hemen fark ediyorsunuz. Ana yemeklerde ‘chelo’ ya da ‘polo’ sözcükleri geçiyor. Chelo, şiş köfte ya da şiş kebapla, polo ise tavukla servis edilen pirince verilen isimler. İran usulü pilav süzme. Haşlandıktan sonra süzülüp ağzı kapalı kısık ateşte uzun süre demleniyor ve pişerken yağ katılmıyor. Piştikten sonra servis edilirken tabağa önce beyaz pilav konuyor, onun üstüne safranla renklendirilmiş farklı bir pilavdan ince bir tabaka serpiştiriliyor, hepsinin üzerine de ‘zereshk’ denen kırmızı frenküzümü serpiliyor. Zereshk, İran’da yaygın bir pilav süsü. Rengi bordoya yakın kırmızı. İranlıların en sevdiği rengin ‘zereshk rengi’ olduğu söyleniyor. Tadı hafif mayhoşumsu; pilava gerçekten hem güzel bir görünüş, hem de hoş bir lezzet katıyor. Sofraya oturunca restoranın sahibesi önce bir küçük tabakta acı olmayan biber salçası ve cevizle hazırlanmış bir tür iştah açıcı ikram etti. Ardından ufak köfteler, nohut, fasulye, ıspanak, maydanoz, pazı, kişniş, nane, pirinç ve yoğurtla yapılan ‘ash-e doogh’, Türkçesi ayran aşı ısmarladım. Bütün bu malzemelerle gayet lezzetli bir ayran aşı geldi önüme. Benim Anadolu’nun çeşitli yerlerinde tattığım aynı isimli çorbaya göre malzemesi daha zengindi. Üstüne chelo kebab söyledim. Şık bir şişe takılı terbiyeli şiş köfte, bir ikinci şişe takılı ortadan kesilip ızgarada pişirilmiş domates ile yanında üzerinde zereshk ve safranlı pilav serpilmiş bol beyaz İran pilavı servis edildi. Ayrıca bir porsiyonluk paket tereyağ da kuru pilavı lezzetlendirmek için getirildi. Sıcak pilava tereyağını katıp iyice karıştırdığımda, çiğden konmuş yağın lezzeti pilavı daha da yüceltti.
GİLAN BÖLGESİNİN YEREL YEMEKLERİ DE VARBir yandan da listeyi inceledim. Ghormeh sabzi, khoresht gheymey, baqla polo, gibi İran spesiyalitelerinin kiminin kıymalı, kiminin baklalı, kiminin sebzeli olduğunu kestirdim. Ayrıca ash-e doogh, torsh tere, kookoo, abguşt, mirza ghassemi gibi Gilan bölgesi yerel yemeklerinin de bulunduğunu gördüm. Yemeğin üstüne bir de zerde getirttim. Yıllardır doğru dürüst yapılmış zerdeyle karşılaşmıyorum. Buradaki, safran dengesi, rendelenmiş bademi, üzerine serpilmiş kuşüzümü ve ceviziyle başarılı bir zerdeydi. İçki servisi olmayan bu mütevazı İran ev yemekleri lokantasında 26 TL hesap ödeyip kalktım. Yolda, gastronomimizin lüks restoranlarla değil, Gilan gibi, işini titizlikle yapan eli lezzetli hanımların açtığı küçük, mütevazı lokantalarla gelişebileceğini düşündüm. O zaman insanlar kendi semtlerindeki bu tür uygun fiyatlı lokantalara daha fazla gidecek, dışarıda yemek yeme alışkanlığı artabilecek. Ben Gilan’dan memnun ayrıldım.
Beğendiklerim:
İran mutfağı hakkında doğru bir fikir edinilebilecek mütevazı, ama başarılı bir restoran. Yemekler lezzetli ve özenli. Fiyatlar da gayet uygun.
Beğenmediklerim:
Restoran çok küçük ve masa sayısı az. Şık restoranlara, zengin seçenekli mönülere alışanlar, bu küçük mekânı yadırgayabilirler. İçki servisi de yok.
Mutfak ****
Servis ****
Ambians ***
Gilan Cafe & Restaurant
Umut Sokak 3/D, Acıbadem/Kadıköy-İstanbul
Tel: (0216) 325 66 15
Kadıköy Gazetesi
Açık Radyo
Açık Radyo da sayın M. Bülent Kılıç tarafından hazırlanan ve sunulan Fizan Ekspresi “Farsi Dünyanın Müziği” programında Gilan Cafe & Restaurant konu edildi.
İki haftada bir Cumartesi günleri 14:00 – 15:00 saatleri arasında yayınlan değerli programı dinlemenizi tavsiye eder benzer kalitede yayınların çoğalmasını dilemekteyiz.
Time Out Istanbul

Gilan Cafe & Restaurant Time Out Istanbul’ un Şubat sayısına konu oldu.
Posta Gazetesi

30 Ocak 2011 Pazar günü Posta Gazetesi sayın Artun Ünsal kaleminden Gilan Cafe & Restaurant
Sabah Gazetesi
Sabah Gazetesi – İran mutfağının baş yapıtı: Pilav
* DENİZ ERBİL
* 18.12.2010
Acıbadem’de açılan Gilan adlı küçük İran lokantasının mönüsünde baş yemek safranlı, frenküzümlü pilav… İçki servisi olmayan lokantada, Anadolu’da ayran aşı olarak bilinen ‘ash-e doogh’ çorbası da çok lezzetli
Bir büyük kentin dünya metropolü olup olmadığının göstergelerinden biri de o kentteki etnik restoranların sayısıdır. Eğer böyle bir şehirde Macar restoranının yanı sıra Kore lokantasını, İrlanda pub’ıyla Brezilya kebapçısını bulabiliyor, Vietnam, Hint, Lübnan mutfaklarının etnik yemekleri arasından rahatça seçim yapabiliyorsanız, buranın gerçek bir metropol olduğuna karar verebilirsiniz. Yıllar önce New York’ta yan yana sıralanmış Hint lokantalarının yer aldığı bir caddeye götürülmüştüm. Bu kadar lokantayı bir arada Yeni Delhi’de bile görmediğimi söyleyebilirim. Gelelim bizim İstanbulumuza… Değil Vietnam, Afgan gibi egzotik mutfaklar, komşularımızın yemeklerinin doğru dürüst servis edildiği restoranların sayısı bile parmakla gösterilecek kadar az. İtalyan, Çin, Tayland ve bir ölçüde Meksika lokantaları dışındaki etnik restoranlar, genelde ayakta kalmakta zorlanıyor. Bir bakıyorsunuz, siz daha yemek yemeğe fırsat bulamadan kapanmış gitmiş. Son zamanlarda İstanbul’daki etnik mutfakların temsilcileri yeniden birer ikişer ortaya çıkmaya başladı. Bu arada Kadıköy yakasında, Acıbadem’de Gilan adlı küçük bir İran lokantasının da altı aydır hizmet verdiğini duydum. İran yemeklerine özel sempatim vardır. Yurtdışında öğrenci olarak kaldığım dönemde, İranlı bir arkadaşımla evi paylaşmıştık. Yaptığı İran yemeklerinin tadı hâlâ damağımdadır. Geçen hafta benimle gelecek bir arkadaş bulamadım ve tek başıma Gilan’ın yolunu tuttum. Aslında tek başına restoran ziyaretlerini sevmem. Tek kişi tadabileceğim yemek sayısı sınırlı olduğu için, burası hakkında hüküm vermekte zorlanırım. Ancak Gilan izlenim edinmekte zorlanılacak bir mekân değil. Çünkü yemek listesi fazla kalabalık değil. Önce adından başlayalım; Gilan, İran’ın Hazar Denizi bölgesindeki bir eyaletin adı. Restoranın sahibi Fehiman Hanım, Şah döneminde İran’a gidip evlenmiş. 30 yıl sonra da Türkiye’ye dönmüş. Gerek İran yemeklerini, gerekse Gilan yöresinin yemeklerini iyi biliyor.
ŞİŞ KÖFTE YA DA KEBAP
Aslında buraya restoran demek zor. Çünkü içeride dört ya da beş masa var. Sigara içenlere kolaylık olsun diye bahçe kısmının kapatmaya izin verilmesi, masa sayısını ikiye katlamış. Yine de büyük bir yer değil. Mönüye göz attığınızda İran mutfağında, kendilerine göre bizimkinden farklı biçimde pişirdikleri pilavın baş yemek olduğunu hemen fark ediyorsunuz. Ana yemeklerde ‘chelo’ ya da ‘polo’ sözcükleri geçiyor. Chelo, şiş köfte ya da şiş kebapla, polo ise tavukla servis edilen pirince verilen isimler. İran usulü pilav süzme. Haşlandıktan sonra süzülüp ağzı kapalı kısık ateşte uzun süre demleniyor ve pişerken yağ katılmıyor. Piştikten sonra servis edilirken tabağa önce beyaz pilav konuyor, onun üstüne safranla renklendirilmiş farklı bir pilavdan ince bir tabaka serpiştiriliyor, hepsinin üzerine de ‘zereshk’ denen kırmızı frenküzümü serpiliyor. Zereshk, İran’da yaygın bir pilav süsü. Rengi bordoya yakın kırmızı. İranlıların en sevdiği rengin ‘zereshk rengi’ olduğu söyleniyor. Tadı hafif mayhoşumsu; pilava gerçekten hem güzel bir görünüş, hem de hoş bir lezzet katıyor. Sofraya oturunca restoranın sahibesi önce bir küçük tabakta acı olmayan biber salçası ve cevizle hazırlanmış bir tür iştah açıcı ikram etti. Ardından ufak köfteler, nohut, fasulye, ıspanak, maydanoz, pazı, kişniş, nane, pirinç ve yoğurtla yapılan ‘ash-e doogh’, Türkçesi ayran aşı ısmarladım. Bütün bu malzemelerle gayet lezzetli bir ayran aşı geldi önüme. Benim Anadolu’nun çeşitli yerlerinde tattığım aynı isimli çorbaya göre malzemesi daha zengindi. Üstüne chelo kebab söyledim. Şık bir şişe takılı terbiyeli şiş köfte, bir ikinci şişe takılı ortadan kesilip ızgarada pişirilmiş domates ile yanında üzerinde zereshk ve safranlı pilav serpilmiş bol beyaz İran pilavı servis edildi. Ayrıca bir porsiyonluk paket tereyağ da kuru pilavı lezzetlendirmek için getirildi. Sıcak pilava tereyağını katıp iyice karıştırdığımda, çiğden konmuş yağın lezzeti pilavı daha da yüceltti.
GİLAN BÖLGESİNİN YEREL YEMEKLERİ DE VARBir yandan da listeyi inceledim. Ghormeh sabzi, khoresht gheymey, baqla polo, gibi İran spesiyalitelerinin kiminin kıymalı, kiminin baklalı, kiminin sebzeli olduğunu kestirdim. Ayrıca ash-e doogh, torsh tere, kookoo, abguşt, mirza ghassemi gibi Gilan bölgesi yerel yemeklerinin de bulunduğunu gördüm. Yemeğin üstüne bir de zerde getirttim. Yıllardır doğru dürüst yapılmış zerdeyle karşılaşmıyorum. Buradaki, safran dengesi, rendelenmiş bademi, üzerine serpilmiş kuşüzümü ve ceviziyle başarılı bir zerdeydi. İçki servisi olmayan bu mütevazı İran ev yemekleri lokantasında 26 TL hesap ödeyip kalktım. Yolda, gastronomimizin lüks restoranlarla değil, Gilan gibi, işini titizlikle yapan eli lezzetli hanımların açtığı küçük, mütevazı lokantalarla gelişebileceğini düşündüm. O zaman insanlar kendi semtlerindeki bu tür uygun fiyatlı lokantalara daha fazla gidecek, dışarıda yemek yeme alışkanlığı artabilecek. Ben Gilan’dan memnun ayrıldım.
Beğendiklerim:
İran mutfağı hakkında doğru bir fikir edinilebilecek mütevazı, ama başarılı bir restoran. Yemekler lezzetli ve özenli. Fiyatlar da gayet uygun.
Beğenmediklerim:
Restoran çok küçük ve masa sayısı az. Şık restoranlara, zengin seçenekli mönülere alışanlar, bu küçük mekânı yadırgayabilirler. İçki servisi de yok.
Mutfak ****
Servis ****
Ambians ***
Gilan Cafe & Restaurant
Umut Sokak 3/D, Acıbadem/Kadıköy-İstanbul
Tel: (0216) 325 66 15






